Canik News
4. Sayı Eylül-Ekim-Kasım-Aralık 2022

H. Zafer Aral’dan Cahit Aral’a

Babamın vizyon, misyon, yöntem konusundaki ileri görüşlülüğü, karakteri ve dürüstlüğü en bilinen özelliklerindendir. Tüm arkadaşları ve camia, babamın bu özelliklerini çok iyi bilir. Babam, Türkiye’nin müstesna mühendislerinden biridir.

KAPAK KONUSU
KAPAK KONUSU
“Türkiye’nin Sanayileşme Atılımı, Babamın da Yer Aldığı Jenerasyonla Başladı”*
Benim babam gerçek manada Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk sanayicilerindendi, Türkiye’nin vizyon genişlemesinde yer aldı. Babam beni nasıl yetiştirdiyse ben de çocuklarımı o şekilde yetiştiriyorum. İşini, babalığını ve insanlığını her zaman örnek aldığım rahmetli babamın izinden devam ediyorum.

Babamı anlatırken muhakkak Türkiye’nin o dönemini de biraz özetlemem gerekir. Cumhuriyet ilan edilmeden önceki dönemde üretim ve ticarette gayrimüslimlerin ağırlıkta olduğu bir yapı hâkimdi. Cumhuriyet ile birlikte yeni bir sayfa açılmış olsa da Osmanlı’dan gelen bu kültür birikimi geçerliliğini bir süre daha korudu.

Rahmet ve minnetle andığım Mustafa Kemal Atatürk, 1. İzmir Kongresi’nde özel sektörü bu işin içine dâhil etmeye başlamıştı. O zamanlar Türkiye’de sermaye ve yetkinliğe sahip aileler çok yoktu. Dolayısıyla bu geçiş, Atatürk’ün istediği hızda olamadı. Rahmetli Vehbi Koç’un yanı sıra Nuri Demirağ gibi isimler çok önce bu işe başlamıştı ama Demokrat Parti’nin 1950’lerden sonra özel sektörün önünü açmasıyla gerçek manada bir girişimcilik başladı. İşte babam bu jenerasyondandı.

Bu neslin ağırlığını herkes bilir. Bu jenerasyonda Şarık Tara, Eczacıbaşı, Sabancılar, Bodurlar, Üzeyir Garih ve babam Cahit Aral gibi isimler yer alır. Anadolu’da bu sayı azdır ama genelde İstanbul sermayesi dediğimiz, daha çok İstanbul’da oluşan bir girişim söz konusudur. Şimdi ise bu insanlar ciddi derecede Türkiye’nin müstesna yatırımcıları haline gelmiştir. Müstesna insanlardır, çünkü önlerinde örnek yok ve ne ticari olarak ne üretim olarak bir yaşanmışlık yok. Bu insanlar dışarıdan gördükleri, duydukları sanayicilik şeklini Türkiye’de başlatan insanlardı. Dolayısıyla bu insanlar ve isimler asla unutulamaz.

Babamın vizyon, misyon, yöntem konusundaki ileri görüşlülüğü, karakteri ve dürüstlüğü en bilinen özelliklerindendir. Tüm arkadaşları ve camia, babamın bu özelliklerini çok iyi bilir. Babam, Türkiye’nin müstesna mühendislerinden biridir.

Araç Denge Çubuklarının Patentini Aldı ve Amerikalılara Sattı
Türkiye’nin bugün sanayicilik yönünden gayet iyi, hatta mükemmel bir noktada olduğunu düşünüyorum. Bunda, önceki neslin bize bıraktığı kıymetli değerlerin büyük payı bulunuyor. Tıpkı babam Cahit Aral gibi…

İstanbul Teknik Üniversite mezunu olan mühendis kökenli babam Cahit Bey, bir dönem Karayolları’nda görev alıyor. O dönemde 5. bölge olan Kayseri’de Amerika’dan gelen karayollarının araçları bulunmaktaydı. O zamanki teknolojide araçlar ciddi bir sürat üzerinde viraja girdiği zaman devriliyordu. Babam tekerlekle rot arasına bağlanan denge çubuklarını araçlara uygulamaya başlıyor. Böylece araçların devrilmeleri ortadan kalkıyor. Daha sonra Amerikalılar bunun patentini babamdan almak için Türkiye’ye geliyorlar. Denge çubukları araçlara böyle dâhil oluyor.

Daha sonra makine mühendisliğinin doruğu olacak şekilde Türkiye de “İlk Türk Patentli Dizel Motoru”nu üretiyor. Söz konusu motor, şu anda Haliç’teki Koç Sanayi Müzesi’nde sergilenmektedir. Her iki patent de 1955-1960 yıllarında alınıyor.

Türkiye’de İlk Dondurulmuş Gıda Tesisini Kurdu
Babam, 1955 yılında serbest sanayici olarak iş hayatına devam ediyor. O yıllar, sanayileşmenin yeni yeni başladığı Türkiye’de hiçbir şeyin olmadığı dönemler... Bir süre çalışmalar Kayseri Sanayi Sitesi’nde devam ediyor. Ta ki, 1965-1966 yıllarında meyve suyu alanında ilk büyük tesisi kurup gıda sektörüne adım atıncaya kadar... Türkiye’deki ilk meyve suyu tesisi Meysu, bu dönemde babam tarafından kuruluyor. 1972-73 dönemlerinde ise ilk defa dondurulmuş gıda tesisini hayata geçiriyor. Meybuz Türkiye’de dondurulmuş gıda sektöründeki ilk tesistir. Aynı dönemlerde dondurulmuş gıda tesisi Meybuz’u takiben Konya’da Ersu, Güneysu Meyve Suyu Fabrikası ve Çoban Yem Fabrikası üretime alınıyor.
1980 senesinde Türkiye de büyük bir ekonomik kriz yaşandı. Biz de bu krizden etkilendik ve sonra yeniden başladık. Yeniden yatırımlar yaptık, bu noktaya geldik. Sanayicilik ruhunu düzgün ve doğru yaşıyorsanız, o zaten sizin karakteriniz oluyor ve sonra mutlaka kaldığınız yerden devam edebiliyorsunuz. Biz babamda bunu gördük.

Babam Cahit Aral, özel sektörün önünü açan girişimci yönü çok güçlü kuşağın temsilcisiydi. Onun sayesinde buralara yükseldik. Rahmetli babamın Samsun Yurt Savunma’nın dünyada geldiği bu noktayı da görmesini çok isterdim. Bir sanayici için “Global Marka” ve hatta “Global Şirket” olabilmek, tarif edilemez bir onurdur.

Türkiye’nin Kaderini Çizen İsimlerle Aynı Sınıfta
Babam, üniversitede sınıf arkadaşı olan Turgut Özal’ın hükümeti döneminde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı da yaptı. O dönem aynı sınıfta, Üzeyir Garih gibi isimler de vardı. Bir üst sınıflarında ise Süleyman Demirel, İdris Yamantürk eğitim görüyordu. Rahmetli Necmettin Erbakan’da aynı dönem fakültede asistanlık yapıyordu. Türkiye’nin kaderiyle bu kadar içli dışlı olmuş insanların bir dönem aynı koridorlarda aynı sınıflarda beraber olduklarını düşündüğüm zaman apayrı hislere kapılıyorum. Düşünün ki üç Başbakan, iki Cumhurbaşkanı ve bakanlar çıkmış aynı dönemden aynı koridorlardan. Babam ve yaptığı güzel işler aklıma geldikçe gözlerim doluyor, bir duygu seline kapılıyorum. Babamı her zaman saygı ve özlemle anıyorum. Babamın en önemli özelliklerinden biri de bilgi birikimiydi. Ne sorsam cevap verir, anlatırdı. Dürüstlüğü hiçbir zaman bırakmazdı ve tüm çalışanlarına eşit davranır, onlara kıymet verirdi. Bunlar babamdan aldığım en büyük değerlerdir. Bu seviyelere geldiysek hepsi babamın bize öğrettiği bu önemli hasletler sayesindedir.

Biz, yaklaşık 70 senelik bir sanayici aileyiz. Üçüncü jenerasyon görev başında çalışıyor. Ben 1967 yılında babamın yanında çalışmaya başladım. Ortaokul çağında olmama rağmen babam beni iş gezilerine götürürdü. Üniversite çağına geldiğimde artık işlerin içindeydim. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden, bölüm üçüncüsü olarak mezun olduktan sonra fabrikalarda çalışmaya başladım. Cahit Aral gibi bir babaya sahip olmak ve onun yanında çalışmak benim için onur ve gurur vericiydi. Şu anda bile hâlâ babamın öğrettikleriyle yola devam ediyorum. Böylesine büyük bir firmaya sahipsek hepsi babamın çalışkanlığı ve bize öğrettikleri sayesindedir.

Usta isimdi babam… Bugün Samsun Yurt Savunma’nın global bir marka haline gelmesi, babamın ve onun bize kattığı değerler sayesindedir. CANiK markamız ürünler ile dünyanın 69 ülkesine her yıl 100 milyon doların üzerinde ihracat yapmakta, dünyanın her kıtasına Türk bayrağını gururla taşımaktayız. Bunun ötesi Amerika’da devam eden inşaatımızla birlikte Florida’da fabrikamızı kuruyoruz. İngiltere’de yatırımımız var. Böylece yakın bir zamanda, CANiK sadece global bir marka değil, Amerika, İngiltere ve Türkiye’de üretimi olan global bir müessese konumuna yükselmiş olacaktır. Babamın bunu görmesini ve bu başarıya şahit olmasını çok isterdim. Eminim ki o da gurur duyardı.

Babam Türkiye’nin vizyon genişlemesinde yer aldı… Babam beni nasıl yetiştirdiyse ben de çocuklarımı o şekilde yetiştirdim. Onun izinden devam ettim ve çocuklarıma da bunu empoze ettim. Akılları ermeye başlayıp, eğitim seviyeleri belli bir noktaya gelince hepsini işin içine soktum. İşi ancak babaları gibi işin içinde öğrenebilirlerdi, öyle de oldu.

Cahit Aral’ın Çantasından Çıkanlar
Kayseri’deki yaşantımız süresince babam, ortaokuldan itibaren tüm iş toplantıları sırasında beni hep yanında taşırdı. Hatta şöyle bir anımız var; İstanbul’a babamla birlikte gider, ona eşlik ederdim. Babamın arkadaşı Lori Burla da bu yüzden bana “Cahit’in Çantası” derdi. Babamın eli, kolu, gözü olurdum. Bu zamanla babamın tüm arkadaşları arasında söylenmeye başladı ve benim lakabım oldu. İşini, babalığını ve insanlığını her zaman örnek aldığım rahmetli babamın izinden, ailemle birlikte yola devam ediyorum.


* Dünya Gazetesi tarafından yayınlanan ve Mustafa Kemal Çolak tarafından hazırlanan “İz Bırakan Babalar” kitabından alınmıştır.
 
CANiK’in İhracat Atağı Hız Kesmiyor
BÜLTEN

CANiK’in İhracat Atağı Hız Kesmiyor

İhracat hedeflerini her yıl daha yukarıya çıkarmayı sürdüren Samsun Yurt Savunma (SYS), CANiK markasıyla dünyanın en büyük ve önemli savunma fuarlarında Türkiye’yi başarıyla temsil etmeye devam ediyor.

CANiK Tabancaları ve Chaco Outdoors, Paraguay Silahlı Kuvvetler Günü Kutlamalarında Yer Aldı
GLOBAL

CANiK Tabancaları ve Chaco Outdoors, Paraguay Silahlı Kuvvetler Günü Kutlamalarında Yer Aldı

Paraguay’ın tanınmış avcılık ve atıcılık malzemeleri mağazası Chaco Outdoors, bu yıl, CANiK markasını Paraguay Silahlı Kuvvetleri ile tanıştırdı.

Unidef, İlk İhracatını, Bir Avrupa Birliği Ülkesi için Silah Entegrasyonuyla Yaptı
BÜLTEN

Unidef, İlk İhracatını, Bir Avrupa Birliği Ülkesi için Silah Entegrasyonuyla Yaptı

Unidef, VIP koruma araçlarına yönelik silah entegrasyonu çözümünün müşterileri arasına Çekya’yı da ekledi.